Prof. Dr. İlber Ortaylı: “Troya Müzesi Kutlu Olsun”

Prof. Dr. İlber Ortaylı: “Troya Müzesi Kutlu Olsun”

Prof. Dr. İlber Ortaylı Troya Müzesi’nin açılışını duyurduğu Hürriyet Gazetesi köşe yazısında “Troya Müzesi Kutlu Olsun” başlığıyla bir yazı hazırladı.

Ünlü sözden 2 yıl önce Ankara ‘Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de yerini alır‘

1795’te ünlü Alman edebiyat tarihçisi ve filolog Friedrich August Wolf, “Prolegomena ad Homerum” yani “Homer’e Mukaddime” adlı eserinde “İlyada” ve “Odisseas” gibi bir eserin Homer’e ait olmadığını, muhtelif şairler tarafından söylenmiş mitlerden yani nağmelerden oluştuğunu belirtir. Bu tez çok tutunmuştu. Taraftarlarına “Şarkı Avcıları” (Lied Jaeger) denirdi. Yalnız çok ironik olan bir şey Homer’den bile şüphe eden Wolf’un İskoç destanı “Ossian”ın gerçekten eski bir eser olduğunu ve bilinmeyen bir şairin çok kuvvetli olduğunu ifade etmesi olmuştur. Oysa “Ossian” adlı İskoç epopesini sözde bulanlar değil yazanlar Macpherson kardeşlerdi deniyor.

GENÇ TUNÇ ÇAĞI

Ünlü sözden 2 yıl önce Ankara ‘Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de yerini alır‘

Heinrich Schliemann adlı Baltık Almanı bir çocuk hiçbir iyi mektep görmediği halde ve bir yerlerde erkenden çalışmaya başlamasına rağmen Yunanca, Latince gibi eski dilleri büyük bir merak ve hızla öğrenmişti. O Homer’i okumayı seviyor ve ona inanıyordu. Troya Savaşı da bilinmeyen bir menkıbe değil gerçek olmalıydı. Bizim Hisarlık Tepe’den birçok Avrupalı seyyah bahsetmişti. Oraya “Troya” diyorlardı. Bu bir höyüktü. Hatta Çanakkale’deki konsoloslardan Frank Calvert orada başarısız ve kısa bir kazı yapmıştı. Schliemann aynı yerde kazılara devam etti. Katman katman bir şehir çıkıyordu. Bu katmanları yeterince anlayıp değerlendirecek bir arkeolojik bilgiye sahip değildi. Zaten 1870’lerde çok kimsenin bu konularda derinliği olduğu söylenemez. Üsten alta yedinci katmana gelindiği zaman işçilerden gizli bir şekilde Troya Savaşı’nı yapan Kral Priamos’un altın eserlerine rastladı. Bunlar Anadolu’nun genç tunç çağına ait altın gümüş karışımı elektron eserlerdi.

‘ŞARLATAN’ DEDİLER

Ünlü sözden 2 yıl önce Ankara ‘Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de yerini alır‘

Eserleri Atina Müzesi’ne kabul ettiremedi. Var olan eski eserler mevduatına göre izin almış fakat ahde vefa etmemişti. Hükümete haber vermeden eserleri kaçırmıştı. Çaresiz Rusya’ya başvurdu. Ermitaj Müzesi’nin yetkilileri ne akademik ne de profesör olmayan bu adamın getirdiklerine inanacak değillerdi. “Şarlatan” diye değerlendirildi, eserler alınmadı. Almanya’ya sattı. Berlin müzelerinde bulunan bu Troya hazinesi (Katiyen Kral Priamos değil, sözü edilen Truva Savaşı’ndan daha önceki bir döneme aittir) İkinci Dünya Savaşı’nda bütün Berlin müzelerindeki eserler gibi zarar gördü. Neyse ki Almanların Rusya’da yaptığı yağmaya karşı çok hırslı olan Stalin’in emriyle Berlin’e giren Kızıl Ordu bu gibi eserleri alıp taşıdı.

PUŞKİN’DE UYUDULAR

Moskova’da Puşkin Müzesi’nin bodrumuna konan ve beğenilmedikleri için sergilenmeyen Matis ve Picasso’yla birlikte 50 yıllık bir uykuya yattı. Ancak Sovyetler Birliği değişime uğradıktan sonra bu eserlerin orada olduğu açıklandı ve orada kalıyor. Bence Puşkin Müzesi çok iyi bir müze, turları ve uzmanları işlerini seven bir grup. Çok ziyaretçisi var. Almanlara sorsanız hangi hakla kendilerine isteler ama oralara girmesinin hiç de doğru bir tarafı yok. Schliemann ortalama Alman’ın gözünde unvanlı bilim adamlarını yapamadıkları kadar büyük bir keşif yapan, kendini yetiştiren gayretli bir halk çocuğuydu. O dünyanın dışındakiler Schliemann’ı böyle değerlendirmiyor ama önemli biri olduğu doğru.

TALİHSİZ KAZILAR

O kadarla kalınsa iyi, yeni Schliemann adayları da çıkıyor. Bundan 30 sene evvel UNESCO’da milli komisyondayken Adıyaman Nemrut’a yaptığımız bir gezide karşımızda Hollandalı bir işadamı çıktı. Kendince bir vakıf kurmuş, bakanlara ve ilgi kişilere o vakfın amblemlerini ve şiltlerini veriyordu. Nemrut’ta kazı yapmak istiyordu. Mıcır gibi taşlarla yükseltilmiş, örtülmüş mezar odalarının başına neler geleceğini ve heykellere ne olacağını söylemeye gerek yok. Bazen böyle efsaneleşmiş adamlar özenti kahramanlığa da yol açabiliyorlar. Troya kazılarının talihi çok iyi gitmemiştir. Son olarak Manfred Osman Korfmann ve bugün de Rüstem Aslan Troya kazılarını bir hayli yola koydular. Daha iyi bir kalıntı haline dönüştü, gezenler daha iyi anlıyorlar ve asıl önemlisi 10 Ekim 2018 günü, Çanakkale Merkez ilçesine bağlı Tevfikiye köyünde Troya Müzesi binası orijinal ve bir zengin müze olarak açıldı. Kutlu olsun.

 

Editör: Gökçe Güzel 

Comments

Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.