Mitolojiden Bugüne Troya Darphane-i Amire’de

Mitolojiden Bugüne Troya Darphane-i Amire’de

UNESCO tarafından Dünya Kültür Miras Listesi’ne kabulünün 20. yıl dönümü nedeniyle bu yıl, Kültür ve Turizm Bakanlığınca ‘2018 Troya Yılı’ ilan edildi. Yüzyıllarca bir hayali kent olduğu düşünülen, varlığı kanıtlanınca da mitolojik öyküsü ve destanıyla ilham kültürünü birleştiren antik kent Troya, Darphane-i Amire’de düzenlenen bir sergi ile yeniden yorumlanıyor. Buluntuları ile dünya kültür mirasını etkisi altına alan, arkeolojik kazı niteliğindeki Düşler Ülkesi: Troya adlı sergi üzerine, Aydınlık Gazetesi yazarı Pınar Saraçoğlu küratör Derya Yücel ile konuştu.

Sergi projesi nasıl ortaya çıktı?

Troya’nın aslında kültür mirası olarak UNESCO’ya kabulünün 20. yılı vesilesiyle sergi düzenleniyor. EPOS 7 ve BASE iş birliğiyle, temelleri 61 yıl önce Çanakkale’de atılan Kale Grubu’nun da desteğiyle, bu proje ortaya çıktı.

Bu medeniyet destanını, sergide nasıl işlediniz? Sergide kaç sanatçı yer alıyor? Seçkiye nasıl karar verdiniz?

Troya yüzyıllar boyunca yazarlara, bilim adamlanna, arkeologlara ilham vermiş bir destanın öyküsü. Düşler Ülkesi Troya, bütün bu medeniyetleri, güç, destan ve yaratıcılık üzerine bir ilham kültürüyle besliyor. Bu ilhama kulak veren, yeni nesil genç sanatçılara açık çağn ile yaptığımız ve onlardan gelen projelerin içinden seçtiğimiz yapıdan bu sergide izliyoruz. Geçen yıl BASE’e katılan 20 sanatçının, Çanakkale Üniversitesi’ndenve 18 Mart Üniversitesi’nden de dokuz sanatçının katıldığı bir sergi. Dolayısıyla bu kadar köklü ve binlerce yıllık geleneğe sahip Troya üzerine yeni bir üretimler, güncel ve disiplinler arası bir bakış açısı ile üretilen yeni eserleri bir araya getirdiğimiz bir sergi oldu.

Çanakkale’den sonra serginin ikinci ayağı İstanbul oldu. Sergi başka şehirlere de taşınacak mı?

Sergi ilk olarak, Temmuz ve Ağustos ayında Çanakkale, Piri Reis Müzesi1 nde yapıldı. Çünkü bildiğiniz gibi Troya, coğrafî olarak Çanakkale topraklarında ve arkeolojik olarak da hala yeni buluntularla ulaşılan önemli bir noktada yer alıyor. Dolayısıyla önce Çanakkale’de yapılması gerektiğini düşündük. Daha sonra sergiyi, Arkeoloji Müzesi’ne bağlı olan, Darphanei Amire’ye taşıdık. Sergiyi başka şehirlere, belki de yurtdışına taşıma ihtimalimiz var. Bu konudaki çalışmalarımız sürüyor.

Serginin ziyaretçi oranı nasıl?

Günde yaklaşık 500 ziyaretçi geliyor. Sergi Arkeoloji Müzesi’nin karşısında olması ve buraya yerli-yabancı pek çok sayıda turist kitlesinin gelmesinin de, etkisi büyük. Troya, ortak bir miras olduğu için, başlığıyla bile çok dikkat çekiyor.

Sergi kurulumunda izlediğiniz bir yol var mıydı?

Troya deyince daha çok sanatçıların aklına onun mitolojisi ve efsaneleri ile ilgili olumlamalar geldi. Tabi coğrafi olarak, o bölgeye odaklanan çalışmalar da var. Kurgu, o efsanenin başlangıcı Zeus’la birlikte başlıyor. Zeus bir davet veriyor ve o davete tannlardan Eris’i çağırmıyor. Eris içeriye gizlice giriyor. Ortaya, üzerinde ‘en güzele’ yazan altın bir elma atıyor. O elmayı sahiplenmek isteyen Athena, Hera ve Afrodit’e karşı, tannnlann tannsı Zeus tarafsız kalıyor. Aslında Truva Savaşı’nı başlatan mesele bu. Sergi, elma ağacı ve Zeus’un hikayedeki pozisyonuyla başlıyor. Sonrasında tanrılar ve insanlar dünyası arasında yapılan savaş, onun mitolojisi ile ilgili farklı disiplinlerdeki işlerle devam ediyor. Troya’nın arkeolojik alanıyla ilgili işler de var. Çünkü sanatçılar gidip, orada üretimler yaptılar. Arkeolojik bir kent olan Troya’nın mitolojisiyle başlayıp, bugününe odaklanan bir seyir izlediğim sergi, 26 Ekim’e kadar mutlaka görülmeli.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Editör: Fevzi Elbi

Comments

Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.