BAHARDA BİR BAŞKADIR BAYRAMİÇ

BAHARDA BİR BAŞKADIR BAYRAMİÇ

Çanakkale’nin Bayramiç ilçesi yeşiliyle, nemli aydınlığıyla, toprağından fışkıran zenginlikleriyle sizlere bir göz ziyafeti sunar. Yeşilin türlüsü, dağların görkemlisi, suların en coşkulusu ondadır. Çanakkale-İzmir yolunda, Ezine’deki yol ayrımından sapıp içerilere doğru 24 km kadar gittiğinizde Bayramiç’e ulaşmış olursunuz ve iyi niyetli insanları sizi güler yüzle karşılar. 

ŞEHİR MERKEZİ

Önce şehir içinde bir tur atabilirsiniz. Bayramiç’in belli başlı bir ana caddesi var.  İlçe, sağlı sollu ona bağlanan ikincil durumdaki caddeler ve sokaklar boyunca yayılır. Hafif engebeli bir araziye kurulmuştur ama sizi soluk soluğa bırakmaz, kendisini göz alabildiğine görülecek biçimde de sunmaz. O caddede yürürken küçük, güzel parkında soluklanabilir ve sonra Tekboylar Tepesi’ne çıkabilirsiniz. Buranın bir bölümü Afrodit diye anılır. Bayramiç’i yüksekten görebileceğiniz yerlerden birisidir. Atatürk Caddesi’nden pazar yerinin karşısına devam ederseniz, cadde üzerinde dar, iki katlı çıkıntısıyla tarihi bir taş yapı dikkatinizi çekecektir: Hadimoğlu Türk Evi Etnografya Müzesi’dir bu. Bayramiç yaşamından size sırlar verecektir. Yine bu cadde boyunca yürürseniz, Osmanlı Dönemi’nden kalma Hükümet Konağı’nı geçip 1889 tarihli Çarşı Camii’ne varırsınız. Oradan sağa kıvrılıp aşağıya doğru indiğinizde ise Karşıyaka Camii ve onun hemen dibinden akan çayın üzerindeki Taş Köprü’ye ulaşırsınız.

MİLLİ ŞAİRİMİZ MEHMET AKİF ERSOY VE REŞAT NURİ GÜNTEKİN

Bayramiç’in geçmişinde bazı ünlüler var. Bayramiçlilerin ise en önemsediği isim Mehmet Akif Ersoy. İstiklal Marşı şairimiz İstanbul’da, Karagümrük’te doğmuş ama nüfusa Bayramiç’te kaydedildiği için burada doğmuş gibi görünüyor. Babası Bayramiç’te yıllarca imamlık yapmış, Mehmet Akif’in çocukluğunun önemli bir bölümü burada geçmiştir. Bayramiç’te Mehmet Akif’in anısını yaşatmak için Mehmet Akif Ersoy Evi Ziyarete açılmıştır.

Bayramiç’ten yolu geçen ikinci isim ise Reşat Nuri Güntekin. Ünlü yazarımız, milletvekili iken Bayramiç Lisesi’nin açılışına katılmış ve ilk dersi vermiş. Ünlü siyasetçi, eski Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil ise 1944-1945 yıllarında burada kaymakamlık yapmış.

TARIM ZENGİNİ BAYRAMİÇ

Bayramiç, köyleri ve kasaba merkezindeki halkıyla eken biçen ve üreten insanlardan oluşuyor. Hafif engebeli ovasının tamamına yakınını sulayan bir barajı var. Bunun için sulu tarım ve hayvancılık önde. Ancak, yükseklere doğru yöneldiğinizde daha çok meyve ağaçları arazinin tamamına yakınını kaplıyor. Kiraz, elma, armut, şeftali, kayısı, erik; dağlara doğru ceviz ve kestane… Dağların eteklerine sokuldukça arazi gümrah bir yeşile bürünüyor. Oralardaki meyve ağaçları bilinenlerden çok farklı. Nemli ve yöreye özgü iklim yapısı, meyvelerin kabuklarının incelmesine neden oluyormuş. Bir sürü yöreye, yerine özgü bitki türü yanında, bir de özgün meyvesi var: Bayramiç beyazı diye tescil ettirilmiş beyaz, tüysüz şeftali. Kendi kendine şeftali, kayısı ve erik türlerinin melezlenmesiyle ortaya çıkmış bu doğa harikası meyve. İklimin, doğa yapısının Bayramiç’e bir armağanı.

AYAZMA

Bayramiç’ten otuz kilometre kadar uzağındaki Ayazma, bir doğa harikası ve dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yer. Derin vadiden köpüre çağıldaya gelen gür bir suyu var Ayazma Deresi’nin. Böyle kim bilir kaç dere birleşerek Kara Menderes Nehri’ni oluşturuyor. Yukarıda, dağın birçok yerinde mağaralardan da bu mevsimde sular fışkırırmış. Kazdağları bir su deposu sanki. O akış hızına göre, bitmeyen bir kaynak oluşu tam bir doğa harikası. Bayramiç’e varıp da Ayazma’yı görmeden ayrılmayın hatta kendinize bir Alabalık sofrası kurun. Yemeğinizi yerken gözlerinizi yeşil rengi, kulaklarınızı akan suyun sesi hiç terketmeyecek.

DÜNYANIN İLK GÜZELLİK YARIŞMASI

Troya Kralı Priamos’un, kötü bir rüyadan ötürü, doğumuyla bir felakete neden olacağına inandığı ve bu nedenle doğar doğmaz İda Dağı’na (Kaz Dağı) bıraktırdığı oğlu Paris’i, bir ana ayı emzirir ve büyütür. Paris, güçlü ve yakışıklı bir delikanlı olur. Nifak ve kavga tanrısı Eris, davetsiz geldiği bir düğünde ‘en güzele verilmek üzere’ diye yazarak ortaya bir altın elma bırakır. Tanrıçalar Hera, Athena ve Afrodit arasında kimin güzel olduğu tartışması kavgaya dönüşür. Zeus, Paris’i kavgayı çözümlemekle görevlendirir. Paris, altın elmayı alır, seçimi nasıl yapacağını düşünürken, tanrıçalardan belki de dünyanın ilk rüşvet önerileri gelir: Athena, savaşta dünyanın en büyük yiğidi olmayı ve insanüstü akılı; Hera, Asya ve Avrupa’nın krallığını; Afrodit ise dünyanın en güzel kadını Spartalı Helena’nın aşkını vaat eder. Paris, aşkı seçer ve elmayı Afrodit’e uzatır. Dünyanın ilk güzellik kraliçesi böylece seçilmiş olur.

 

Editör: Fevzi Elbi

Comments

Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.